SİTE SAĞ REKLAM ALANI

BAYRAMLIK YAZI

Bölgesel yerel gazete haberleri, köşe yazıları, son dakika haberleri, Türkiye ve Ege gündemi, İzmir, İzmir bölgesinin en köklü internet gazetesi Poyraz Gazetesi.

31 Mayıs 2019 12:11 makaleler 179
Yetti gari, bunaldık…

Seçim polemikleri, sen öyle dedin-ben böyle dedim çekişmeleri, tacizler, tecavüzler, iş cinayetleri, işçi kıyımları, kadına şiddet, ekonomik kriz, hak, hukuk, adalet arayışları, kendini yakanlar, intihar edenler, şehit haberleri, benzine zam, elektriğe zam, doğalgaza zam, ekmeğe suya zam…

Kanıksadığımız yaşam tarzımızla, negatif enformasyon bombardımanı altında her günümüzü bir öncekini aratır vaziyette geçirmekten bunaldık.

Gelecek kaygısıyla, bırakın çocuk yapmayı falan, evlenmeyi dahi aklının ucundan geçirmeyen yeni bir nesil yetiştiriyor bu cendere. 68 kuşağı, milenyum bebeği, yuppieler gibi şanslı nesiller yok. Mutsuz çağın umutsuz gençleri şekillendirecek yarınların Türkiye'sini.

Aklı ve imkanı olan "beyin göçü” dalgasına katılıp -tamamen bencilce bir düşünce yapısıyla- kendini kurtarma yolunu arıyor Avrupa'da, Amerika'da. Eskiden "gurbetlik zor olur” diye aynı şehrin köyüne ilçesine kızını gelin vermeyen aileler şimdi evlatları yurt dışına çıkabilsin diye boğazından giyiminden artırıp imkan yaratmaya çalışıyor.

Bu böyle gider mi?

Gitmez!..

***

Toplumsal patlama eşiğinin sınırına geldik, geçmek üzereyiz. Hayatı normalleştirmesi gerekenler daha da kaşıyarak her türlü yarayı, sanal uçurumlar yaratıp kendi bekalarını sağlamlaştırmaya çalışıyor.

Sadece ekonomi değil sebep. Etik erozyon yaşamın her kademesinde adaletsizliği, haksızlığı beraberinde büyüterek, çığ gibi yutuyor insanlığımızı. Güçlünün her zaman haklı çıktığı görüldükçe, haklı olmak yerine güce tapma çılgınlığıyla günü kurtarmaya çalışıyor, yarınlarımızı kaybediyoruz bu derin bataklıkta.

Hiç zengin olmadı bu ülke. Her zaman vardı yoksulluk. Ama en muhtaç zamanlarımızda bile dayanışma, birlik, kardeşlik duygularımız kaybolmamıştı bu kadar. Varsa hepimize vardı, yoksa hiçbirimize… O nedenle kıskançlık, haset, hırs ile gözünü bu kadar dolar yeşili boyamamıştı ülke insanının.

Kısa yoldan zengin olma hayalleri yoktu insanların. Onun yerine başarı öyküleriyle gururlanırdık. Mahallemizden çıkan her doktor, mühendis, sporcu için kendi evladımız gibi sevinir, başkasının yoksulluğunu ve yoksunluğunu kendimizinmiş gibi sahiplenirdik.

***

Artık bir şey yapmalı…

Şiddetin, kaba kuvvetin hiçbir şeyi çözmediğini, kısa yoldan köşeyi dönmek için heba edilen havanın, suyun, sağlığın sonrasında hiçbir maddi karşılıkla geri getirilemeyeceğini, toplumsal huzur

sağlanmadan bireysel mutluluğa kavuşulamayacağını, siyasetin ayrı ticaretin ayrı şeyler olduğunu, geçmişte el üstünde tuttuğumuz değerlerimizi tekrar ve daha güçlü hatırlatmak için bir şey yapmalı.

Kurtuluşumuz geçmişimizde saklı çükü. Kurtuluşumuz, yan komşumuzun etnik kökenini sorgulamadığımız, mezhebiyle ilgilenmediğimiz zamanlarda. Kurtuluşumuz çocukların gece yarılarına kadar korkusuzca sokaklarda oynayabildiği, mahalledeki herkesin ağabeyimiz, ablamız, amcamız, teyzemiz, kardeşimiz olduğu dönemlerde yatıyor. Kurtuluşumuz namus ve onuru haksız ve şerefsiz kazançların önüne koyduğumuz o günlerde duruyor.

***

Bayrama giriyoruz. Her bayram öncesi iyi, güzel dilekler sıralanır ya…

İşte ben bu bayramın geçmişimizi yeniden hatırlamamıza, titreyip aslımıza dönmemize vesile olmasını diliyorum.

Nice bayramlara, nice güzel günlere…