SİTE SAĞ REKLAM ALANI

HER ŞEY ÇOK GÜZEL OLACAK

Bir tarih yazılıyor bugünlerde, yanlış da olsa.

07 Mayıs 2019 13:52 makaleler 203
Bir tarih yazılıyor bugünlerde, yanlış da olsa. Onun için iyi bakın, iyi görün olan biteni. İleride, torunlarınıza anlatırken olan biteni eksik kalmayın.
Kazanmak ya da kaybetmek meselesinden çok daha önemli bir konu var önümüzde. Sandıkla gelenin sandıkla gidip gitmeyeceği test ediliyor aslında. Yani demokrasi…
Bu ülkede hala demokrasi var mı, yoksa kurbağa testi gibi yavaş yavaş uyuşturulduk, alıştıra alıştıra ellerimizin arasından çekip alındı mı seçme ve seçilme hakkımız, onu göreceğiz biraz da.
***
YSK'nın son aldığı karara göre sadece 31 Mart seçimleri değil, yakın geçmişteki bütün seçimler şaibe altına girdi. Çünkü referandumda da, son milletvekili seçimlerinde de aynı sandık kurulları, aynı YSK tarafından, aynı şekilde görev aldı sandıklarda.
Kararda "mealen” deniyor ki, uygunsuz şekilde belirlenen sandık kurulları ile ilçe belediye başkanı, belediye meclis üyesi seçebilir ama büyükşehir belediye başkanı seçilemez!..
Bu bir emsal karar değil midir?
Bu karara göre diğer tüm il ve ilçelerde sandık kurullarının araştırılması talep edilemez mi?
Hayır… Önemli olan, sadece ve sadece İstanbul Büyükşehir…
Yerseniz…
***
Kararın daha "demokratik” görünmesi için 7'ye 4 oy çokluğuyla alınmış. Hatta kararı savunmaya çalışanların en önemli argümanı "YSK Başkanı bile aksi yönde oy kullanmış, seçim tekrarlanmasın demiş.” şeklinde başlıyor.
Balık hafızalı milletiz ama bunu unutmuş olamazsınız: Silivri'de kurulan meşhur tiyatro sahnesinde de Ergenekon davası "ikiye bir mahkemesi” olarak anılmaya başlanmıştı, hatırlayın. Mahkeme başkanı sanıkların beraati yönünde oy kullanırken dİğer iki üye ret kararıyla hayatları karartmaya devam ediyordu. Başkan 'iyi polis', üyeler 'kötü polis'i oynuyordu.
Sonra ne oldu?
Kumpas çöktü, Ergenekon savcıları kaçtı, FETÖ'cü çıktı falan filan…
Adalet geldi ama geç geldi. Bu süreçte ölenler, intihar edenler, aile hayatı bozulanlar, ekonomik olarak iflas edenler, velhasıl kelam kaybedilenler geri gelmedi.
Bu süreçte ordu resmen lağvedildi, hukuk katledildi, kripto odalarına girildi, devletin en gizli belgeleri ortalığa saçıldı.
Bu süreçte insanların hukuka, adalete inançları katledildi.
***
Şimdi de diyorlar ki "Neden korkuyorsunuz, madem kazandınız, tekrar kazanırsınız”
Korku kazanmaktan değil, yaşananlardan ve yaşanacaklardan, anlamıyorlar.
Ötekileştirmeyle, kutuplaşmayla yapılan yerel seçimin tekrarında yeni yaftalar, hür iradesini demokratik şekilde belirtmek isteyenlere yapıştırılacak "terörist, hain” damgaları, yeni tutuklamalar, sosyal medya fişlemeleri, görevden alma ve işten el çektirme tehditleri, ihale kozu…. 
Bütün bunların üstüne devletin tüm imkanlarını kullanma yetkisine sahip iktidar partisini, iktidar partisine yakın olduğu için atanmış kayyumun elindeki İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından "yanlı” olarak verilecek lojistik desteği, kolluk kuvvetlerinin iki tarafa eşit olmaması muhtemel müdahale tarzını ekleyin.
Yok öyle şeyler demeyin, daha dün yaşandı İhsan Eliaçık'ın yeryüzü sofrasından karga tulumba alınması ve eski YÖK başkanının cezasının kaldırılması.
***
Her şeye rağmen, 31 Mart'ta kalede bir delik açıldı ve o delik artık yama tutmaz. 
Her şeye rağmen, 23 Haziran sadece iki adaylı bir seçim olacak ve sahneden çekilen Saadet, DSP, TKP, bağımsız adayların oylarıyla Ekrem İmamoğlu 150 bin oy farkla başlayacak yarışa.
Öcalan hamlesiyle Kürt oyları devşirme çabası da sonuç vermeyecek. Olur da APO'nun mesajlarıyla bazı HDP oyları Ak Parti'ye geçecek olursa, o zaman zaten Cumhur İttifakı çatırdamış demektir ve gelen Kürt oylarından fazla ülkücü oy kaybedilecektir. Çünkü sadece MHP değil, Ak Parti'nin içindeki milliyetçi muhafazakar seçmen de sorgulamaya başlayacaktır iki ay içinde ne olup da "beka meselesi”nin ortadan kalktığını…
***
Bütün bunların üzerine bir de İmamoğlu'nun "belediye başkanı” olarak kaldığı sürede yaptıklarını koyun. Meclis toplantılarını canlı yayınlaması, ulaşım ücretlerini düşürmesi, su tüketimlerine indirimi, birleştirici söylemi…
Seyahat firmaları, oteller ve tur operatörlerinin seçim tarihi için bedelsiz rezervasyon iptalleri ile verdikleri destek de toplumsal yönelimin açık bir belirtisi olarak dikkate alınmalı. 
Yani diyeceğim o ki; 31 Mart Ak Parti için şerefli bir mağlubiyet olabilirdi, ancak şimdi 23 Haziran büyük hezimet ve çöküşün başladığı tarih olarak hafızalarda yer edecek.
Korkma güzel ülkem, HER ŞEY ÇOK GÜZEL OLACAK!..