SİTE SOL REKLAM ALANI
SİTE SAĞ REKLAM ALANI

GAYRİMENKUL HUKUKUNDA KADIN HAKLARI

Bölgesel yerel gazete haberleri, köşe yazıları, son dakika haberleri, Türkiye ve Ege gündemi, İzmir, İzmir bölgesinin en köklü internet gazetesi Poyraz Gazetesi.

08 Mart 2019 11:54 makaleler 118
Merhabalar sevgili okurlarım. Kadınların bu kadar hor görüldüğü, hemen hemen her gün bir kadın cinayetinin işlendiği bir ülkede Kadınlar Gününü bir tek güne indirgeyip hamasi sözcüklerle kutlamak ne kadar hoş olmasa da "Acıyla yoğrulan, sabırla bilenen kadınlarımızın Dünya Kadınlar Gününü” candan kutluyorum. Ve bu Kadınlar Gününün, bizleri kadınların baş tacı edildiği, öldürülmediği ve tecavüz edilmediği bir ülke haline getirmesi için milad olması diliyorum,

Bu sayımızın, Dünya Kadınlar Gününde çıkması nedeniyle de konuyu da Gayrimenkul Hukuku içerisinde kadınlarımız için önem arz eden konuları irdelemeye ayırdım.

Bu hakları "Aile Konutu Şerhi” ve "Evlilik öncesi ve sonrası elde edilen malların paylaşımı” başlıkları altında inceleyeceğiz.

"Aile Konutu Şerhi ne demektir” sorusu ile başlayalım konumuza.

Aile konutu yeni Türk medeni Kanunu ile hukukumuza giren kavramlardan biridir. Aile konutu, ailenin oturduğu ve evlilik süresince eşlerin yaşamlarını sürdürdüğü yer anlamına geliyor Eşler, aile konutunda birlikte yaşamış, acı tatlı günlerini geçirmişlerdir. Bu nedenle aile konutunun eşler için maddi ve manevi olarak önemi, anlamı ve değeri oluşmuştur. Bunun için TMK 194. maddesi ile ailenin oturduğu konuta özel düzenlemeler ve sınırlamalar öngörmüştür.

Aile konutu tapusu eşlerden sadece birinin üstüne kayıtlı olabileceği gibi, ikisinin üstüne de kayıtlı olabiliyor. Buna göre, ne kadın ne erkek aile konutunu birbirlerine sormadan başka kişilere devredemiyorlar. Tabi bunun için tapuda aile konutu şerhi koydurmak gerekiyor. Eşlerden biri, evlilik cüzdanı ve bu konutun, eşlerin yerleşim yeri olduğunu gösterir muhtardan alınan belgeyle Tapu Sicil Müdürlüğü'ne başvurursa, Tapu memuru gerekli işlemi yaparak aile konutu şerhini koyacaktır. Önemli olan, evliliğin mevcut olduğunun ve bu konutun, aile konutu vasfına sahip olduğunun ispatıdır. Bu tamamen ücret ödemeden yapılacak bir işlemdir.

Bu yöntemden ayrı olarak, görülmekte olan bir dava sürecinde veya bir dava olmaksızın da aile konutu şerhi konulması talebi, hakimden istenebilir.

Aile konutu şerhinin amacını da şu şekilde açıklayalım.

Aile konutu şerhi, açıklayıcı niteliktedir ve özellikle üçüncü kişilerin, konutun bir aile konutu olduğunu görmelerini sağlar. Amaç; mülkiyete sahip eşin, diğer eşin rızası olmadan evin satımı, alacağı kredi için bankaya ipotek edilmesi gibi işlemleri yapmasını engellemek, satın almak isteyenin de konutun bir aile konutu olduğunu anlamasını ve buna göre davranmasını sağlamaktır. Tapu memuru, eşlerin ikisinin de rızası olmadıkça satış gibi işlemleri yapamayacaktır.

Malik eş aile konutunu satarsa ne olur?

Aile konutu, tapuda aile konutu şerhi konulmuş olduğu halde satılırsa, bu satış geçersiz olur.

Rızası olmayan eşin TMK'nın 194. maddesine göre açacağı tapu iptal ve tescil davası sonucunda, yapılan satış işlemi ve üçüncü şahıs üzerinde kayıtlı olan aile konutuyla ilgili tapu kaydı iptal edilecektir.

Yeni malik satıştan sonra rızası olmayan eşten onay (icazet) alarak geçersiz olan aile konutu satışını geçerli hale getirebilecektir.

Eğer aile konutu eşlerden biri tarafından kiralanmışsa, kira sözleşmesinin tarafı olmayan eş, kiralayana (mal sahibine) yapacağı bildirimle kendisini sözleşmenin tarafı haline getirebilir. Bundan sonra bildirimde bulunan eş de kira sözleşmesinde taraf olur. Tabi bunun doğal sonucu kira sözleşmesinde ki yükümlülüklerden eşi ile birlikte (müteselsilen) sorumlu olacak olmasıdır.

İşte yukarda izah etmeye çalıştığım tüm bu sebeplerle aile konutlarının tapu kütüğüne şerh ettirilmesi çok önemlidir.

Diğer konumuza gelirsek;

01 Ocak 2002 tarihinden itibaren yürürlüğe giren yeni Medeni Kanun, yasal mal rejimi olarak " Edinilmiş Mallara Katılma Rejimini kabul etti.

Taraflarca sözleşme ile aksine bir mal rejimi kabul edilmemişse; 01 Ocak 2002 tarihinden sonra gerçekleşen evliliklerde veya 01 Ocak 2002 tarihinden önce gerçekleşen evliliklerde, bu tarihten itibaren mal edinilmişse "Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi" uygulanır.

Buna göre, boşanma halinde söz konusu malların yarısı kadına yarısı erkeğe ait olur.

Ancak; Yeni Medeni Kanun'un 220/2 maddesinde; "Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yolu ile ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yolu ile elde ettiği malvarlığı kişisel maldır. Boşanma halinde, paylaşıma girmez” şeklinde belirtilmiştir.

Şunu da asla unutmamak gerekir. Evlenmeden önce ortak alınan eve, aile konutu şerhi konularak evin; evliliğin iptali veya boşanma ile mal rejiminin sona ermesi halinde eşler arasında eşit olarak paylaşılır hale getirilmesi sağlanabilir.

Sevgiyle kalın

Her türlü sorularınızı ve sorunlarınızı benim ile paylaşabilirsiniz.