GAYRİMENKUL SATIŞ KAZANCI

Bölgesel yerel gazete haberleri, köşe yazıları, son dakika haberleri, Türkiye ve Ege gündemi, İzmir, İzmir bölgesinin en köklü internet gazetesi Poyraz Gazetesi.

12 Kasım 2018 12:19 makaleler 178
İyi haftalar sevgili okurlarım. Öncelikle Türkiye'mizi silah arkadaşları ile birlikte tekrardan yaratan ve bize bu güzel yurdu ve Cumhuriyeti armağan eden yüce insan Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK'ümü, ebediyete intikalinin 80'nci yılında, manevi hu-zurunda başımı eğerek, en derin saygıyla selamlıyor, sonsuz şükranlarımı sunuyorum.

Bu haftaki yazımda sizleri Gayrimenkul Satış Kazancı konusunda bilgilendirmek istiyorum.

Gerçek kişilerin sahip oldukları gayrimenkulleri elden çıkarmalarından doğan kazancın niteliği ve vergilendirilmesi hakkında 193 sayılı GVK (Gelir Vergisi Kanunu)'nın ticari kazanç ve diğer kazanç ve iratlar bölümünde düzenlemeler yapılmıştır.

Ticari kazanç, her türlü ticari ve sınai faaliyetten doğan kazançtır. Ticari kazancı belirleyen temel unsur "Faaliyetin sermaye ve emekten oluşan bir organizasyona dayanması” ve bu organizasyonun işlemlerindeki "devamlılık”tır.193 sayılı GVK'nın 37.maddesinin 2.fıkrasının 4.bendinde "gayrimenkullerin alım satımı ve inşa işleriyle devamlı olarak uğraşanların bu işlerden elde ettikleri kazançların ticari kazanç olarak vergilendirileceği” belirtilmiştir..

Diğer kazanç ve iratlar, belirli kaynaklara bağlanması mümkün olmayan, belirli dönemlerde (periyodik olarak) meydana gelmeyen, devamlı değil arızi olan ve çoğu zaman bir teşebbüs sonucu olmaksızın kişilerin bazı mal varlıklarında kendiliğinden meydana gelen kazanç ve iratlardır. Bu gelir türünü diğerlerinden ayıran en önemli özellik "devamlılık göstermeyen gelirlerin” bu kapsamda değerlendirilmiş olmasıdır. Diğer kazanç ve iratlar "değer artış kazançları” ve "arızi kazançlar” olmak üzere iki alt ayrıma tabi tutulmuştur.

Gayrimenkullerin elden çıkarılmasına yönelik düzenleme ise 193 sayılı GVK'nın "değer artış kazançlarını” düzenleyen mükerrer 80. maddesinin 1. fıkrasının 6. bendinde yer almaktadır. Anılan düzenleme uyarınca, "İktisap şekli ne olursa olsun

(ivazsız olarak iktisap edilenler hariç) 70. maddenin birinci fıkrasının (1), (2), (4) ve (7) numaralı bentlerinde yazılı mal (gerçek usulde vergiye tabi çiftçilerin zirai istihsalde kullandıkları gayrimenkuller dahil) ve hakların, iktisap tarihinden başlayarak ( 01.01.2007 tarihinden geçerli olmak üzere) beş yıl içinde elden çıkarılmasından doğan kazançlar” değer artış kazancı olarak kabul edilmektedir.

Gayrimenkullerin elden çıkarılmalarından doğan kazancın niteliğinin belirlenmesi, yani kazancın diğer kazanç ve iratlar gelir türündeki değer artış kazancı olarak mı, yoksa ticari kazanç mı olarak vergilendirilmesi gerektiğinin belirlenmesi önem arz etmektedir. Gayrimenkul alım satım işinden elde edilen gelirin niteliğinin belirlenmesinde ilk önemli unsur "faaliyetteki devamlılık”tır. Gayrimenkul alım satım işleri devamlı olarak, bir meslek halinde sürdürülüyorsa elde edilen kazanç ticari kazançtır. Burada devamlılık unsurunu belirleyen en belirleyici ölçüt 'kazanç doğuran işlem sayısındaki çokluktur. İşlem sayısındaki gayrimenkullerin aynı takvim yılı içerisinde birden fazla veya takip eden birden fazla takvim yılında art arda satılmış olmasına göre belirlenir. Alım satım işlemlerinin birden fazla olması halinde kazanç şeklinin belirlenebilmesi için ikinci önemli unsur olan "satışın hangi amaçla yapıldığı”nın tespit edilmesi gerekmektedir.

Gayrimenkul alım satımı kazanç elde etmek için yapılıyorsa söz konusu alım-satım işlemi ticari kazanç kapsamında değerlendirilir. Gayrimenkul alım satımında ticari bir amaç yoksa şahsi ihtiyacın karşılanması ya da servetin korunması amacıyla yapılıyorsa elde edilen kazanç değer artış kazancı olarak değerlendirilir.

Gayrimenkul alım satım işinden elde edilen gelirin niteliğinin belirlenmesinde üçüncü önemli unsur ise "ticari bir organizasyonun varlığı”dır. Gayrimenkul alım satımı, şekli ve maddi şartları ile kurulmuş bir ticari organizasyon içinde yapılıyorsa elde edilen kazanç ticari kazançtır. Ticari organizasyonun şekli ve maddi unsurları ile açıkça belli olmadığı hallerde ise kazanç türü "faaliyetteki devamlılık” ve "satışın hangi amaçla yapıldığı” unsurlarına göre tespit edilir. Ticari kazançlar, VUK ile GVK hükümleri çerçevesinde belirlenir. Mükellefler belirli bir vergilendirme dönemi içerisinde elde ettikleri gayri safi hasıladan, o geliri elde etmek için sarf ettikleri ve kanunun izin verdiği giderler ile amortismanları düşüldükten sonra geriye kalan safi miktar, verginin matrahı olarak beyanname ile vergi dairesine bildirirler. Beyanname ile beyan edilen gelir üzerinden tahakkuk eden vergiler kanuni ödeme süreleri (Mart ve Temmuz) içerisinde iki taksitte ödenir. Ticari kazançlarından dolayı vergiye tabi olanlar kazançlarını gerçek ve basit usul olmak üzere iki biçimde tespit ederler. Gerçek usulde vergiye tabi olanlar bilanço esasına göre defter tutarak ticari kazançlarını belirler. Bilanço esasına göre ticari kazancın tespiti dönem başı ve dönem sonu bilançolarına göre bulunan öz sermaye arasındaki farka dayanmakla beraber, bu farka varsa dönem içinde çekilen değerlerin eklenmesi, eklenen değerlerin ve vergiden istisna edilmiş kazançların çıkarılmasıyla bulunur. Basit usule göre ticari kazancın tespitinde defter tutulması ve defter tutmanın gerektirdiği hesapların işlenmesi söz konusu değildir. Deftersiz işletme hesabı olarak nitelendirilebilecek basit usulde, ticari kazanç, belgelere dayanan hasılatlardan belgelere dayanan giderler ve satın alınan malların alış bedelleri çıkartılarak bulunur.

Bu konulardaki sorularınız için lütfen bana yazınız