Efemçukuru'nda Çifte Zafer Bayramı Madeni Rahatsız Etti

ÖRNEK ALINACAK BİR DİRENİŞ ÖYKÜSÜ

01 Eylül 2016 15:25 gundem 706
Efemçukuru'nda Çifte Zafer Bayramı Madeni Rahatsız Etti
Efemçukuru’nda Çifte Zafer Bayramı Madeni Rahatsız Etti
30 Ağustos günü, Efemçukuru Köyünde Altın Madenine ve Bakanlar Kurulu’nun acele kamulaştırma kararına direnen son direnişçi ‘Yalnız Efe’ lakaplı keçi çobanı Ahmet Karaçam’ın Danıştayca onanan son hukuk zaferini duyurmak için davaya konu olan bağında kendisi, avukatı Arif Ali Cangı ve EGEÇEP üyeleri bir basın açıklaması yaptı. Madene sınır olan bağda Kanadalı Eldorado Gold’un Efemçukurlu görevlileri gazetecilerin çekim yapmasını sözlü tacizle engellemeye çalıştı, gazetecilere kimlik sordu. Dönüş yolundaki kafilenin yoluna çıkan 8–10 pikapla bölgeye gelmiş, tamamı maden çalışanlarından oluşan 20–30 kişilik grup EGEÇEP’lilere sözlü sataşmada bulundu.
Ahmet Karaçam’ın bağında EGEÇEP Dönem Eş Sözcüsü Sevda Budak basın açıklamasını okudu. Kısa konuşan Karaçam ise “8 yıldır süren davanın başından beri malıma malım diyemedim. Arkadaşlar ‘Ha bugün elinden gidecek, ha yarın’ dedikleri için gereken bakımı yapamadım. Zararım büyük” dedi. Avukatı Cangı ise Karaçam’ın tek başına direndiğini ve sonunda zafere ulaştığını, bunun mülkiyet hakkı ve çevre mücadelesi için küçümsenmemesi gereken bir başarı olduğunu söyledi. Ayrıca davanın meslek hayatındaki önemli davalardan biri olduğunu belirtti. Bu dava nedeniyle madenci şirketin sağlık koruma bandını 150 metreden 50 metreye düşürdüğünü, bunun yarattığı risklere sürekli aşınmaya uğrayan hukuk sistemimizin göz yumduğunu ancak tehlikenin ortadan kalkmadığını ekledi.
MADEN YOLLARI KESTİ
Ahmet Karaçam basın açıklaması sonrası sohbet sırasında Kanadalı Eldorado Gold’un Türkiyedeki şirketi Tüprag’a ait Madenin arazisine ulaşırken kullandığı yolları, arazileri satın alarak kapattığını, bu nedenle beş yıldır bağ aralarından dik yokuşu sırtında gübre çuvallarıyla çıkmak zorunda kaldığını anlattı. Daha dik ve yüksek tepeleri, yine Maden alternatif yolları kapattığı için sürüsüyle birlikte her gün çıkıyor. En zor yokuşu 45 dk.’da çıkabiliyor. Çevrede bir bozulma olup olmadığı sorulduğunda ise Madenden sonra ceviz ağaçlarının kuruduğunu söylüyor.
Karaçam’ın arazisinin hemen bitişiğinde sağlık koruma bandına ait bağların bakımsızlıktan perişan olduğu gözlenebiliyor.
2015 yılında ÇED iptal davası için hazırlanan bilirkişi raporunda cevher içermeyen atık topraktan (pasa) alınan örneklerde Dünya Sağlık Örgütü’nün normal kabul ettiği değerlerin binlerce katı oranda kadmiyum, demir, bakır, kükürt vb. maddeler bulunduğu ve bu toprağın altına serilen koruyucunun 20 yıl sızdırmazlık sağlaması gerekirken sadece 58 gün dayandığı belirtilmişti. Mahkeme iptal kararı verdiği halde Danıştay tüm bilirkişilerin İzmirli olduğu gibi sudan bir gerekçeyle yeraltı sularını her an zehirleyen bu tesise zaman kazandırmayı tercih etti. 2012 yılından beri Madenin istediği bölgesinden örnek alması engellenen İZSU, 2014 yılında Köyün tek içme suyu kuyusunu normalin 10 katından fazla demir içerdiği için mühürlemek zorunda kalmıştı. Şimdi iki kilometre öteye açılan başka bir sondajdan Köye boru döşendi. SÜREKLİ İZLEME VE TACİZ
Kafile Madene yaklaştığı andan başlayarak bir pikapla izlenmeye ve fotoğraflanmaya başlandı. Madenin girişine yakın bir noktada fotoğraf çekmek için durulduğunda, araçla takip eden görevli fotoğraf çeken grubun içine aracını parkettikten sonra fotoğraf çekenlerin ve diğerlerinin fotoğrafını çekip grupla gelen bir gazeteciye kimliğini sordu. Gazeteci görevliye kimlik sormaya yetkisi olmadığını söyledi. Kısa bir tartışma yaşandı.
Basın açıklamasından sonra Karaçam’ın bağının madenin kilitli bir kapısına yakın kısımda üç dört görevli tel örgülerin arkasından fotoğraf çekmenin yasak olduğunu söyledi. Avukat Cangı “Hangi yasanın, hangi maddesine göre” diye sordu. Diğer grup üyeleriyle de ayrı ayrı tartışan görevliler fotoğraf çekenlerin fotoğrafını çekip her poz için ayrı laf attılar.
Dönüş yolunda 7–8 pikap EGEÇEP midibüsünün ilerisinde bekliyordu. Grup aşağı inerken, 20–30 kişilik tümü Maden çalışanı ekip midibüse yöneldi. Çalışanlar “Neden buraya geldiniz”, “Başka yerde açıklama yapamıyor musunuz”, “Gidin burdan” vb. sözlerle grubu taciz etti. Avukat Cangı sert sözlerle karşılık verirken, köylülerin geri çekildiği görüldü. Öndeki birkaç kişinin büyük bir hevesle geldiği ateşli tavırlarından anlaşılırken, arkadaki çoğunluğun Maden tarafından zorla gönderildiği anlaşılıyordu.
BASIN AÇIKLAMASI METNİ
BASINA VE KAMUOYUNA
EFEMÇUKURU’NUN YALNIZ EFESİ DİRENDİ VE KAZANDI
Danıştay Efemçukuru Altın Madeni için yapılan Acele Kamulaştırma Kararının iptalini onayladı. 2011 yılından bu yana Bakanlar Kurulu Acele Kamulaştırma kararına karşı tek başına direnen, ‘Yalnız Efe’ Ahmet Karaçam’ın direnişi zaferle sonuçlandı.
DANIŞTAY BİR KEZ DAHA ‘ACELEYE NE GEREK YOK’ DEDİ
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu (DİDDK) Danıştay 6. Dairesinin Efemçukuru köylüsü Ahmet Karaçam’a ait arazilerin Bakanlar Kurulu Acele kamulaştırma kararını iptal eden kararına yapılan itirazları reddetti. 6. Dairenin kararına Başbakanlık, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın yanı sıra altın madenini işleten Kanada sermayeli TÜPRAG Şirketi de DİDDK’da itiraz etmişlerdi. DİDDK konuyla ilgili yaptığı inceleme itirazları yerinde bulmayarak Danıştay 6. Dairesi’nin iptal kararını onadı.
DİDDK, “işletmenin biran önce faaliyete geçmesinin sadece ekonomik yarar yönünden irdelendiği, ancak acele kamulaştırma yoluna gidilmezse kamunun uğraması muhtemel zararlarının neler olduğunun ortaya konmadığı, …olağan kamulaştırma usulü uygulanmaksızın taşınmaza el konulmasını gerektiren acelelik koşulunun gerçekleşmediği” gibi gerekçelere dayanan 6. Daire’nin kararına yapılan itirazı “usul ve hukuka uygun bulunmakta ve bozulmasını gerektirecek bir hukuka aykırılık taşımamaktadır” diyerek reddetti.
Danıştayın bu kararı Efemçukuru’nda keçi çobanlığı yapan Ahmet Karaçam’ın tek başına onurlu duruşunun bir ürünüdür. “Tek başına bir kişi ne yapabilir ki?” sözüne verilen en güzel yanıttır. “Direnenler her zaman kazanamayabilir ama kazananlar hep direnenlerin arasından çıkmıştır” sözünün de bir kere daha doğrulamasıdır.
Biliyoruz ki bu mahkeme kararı da 5 yıldır faaliyetini sürdüren altın madeninin çalışmasını durduramayacak. Bilimin onca uyarılarına, alınan onca mahkeme kararına rağmen, altın madeni her zaman hukukun ardından dolanmasının bir yolunu buldu. .Ahmet Karaçam’dan arazisini alamayan şirket, projenin sağlık koruma bandını daralttı, yetkililer de bu hukuksuzluğa göz yumdular.
2011 yılından bu yana çalışan maden yüzünden İzmir’in suları kirlenmeye devam ediyor. Efemçukuru köyü aylarca susuz kaldı. Yeraltı yerüstü su kaynaklarında bilirkişiler ağır metal kirliliği tespit ettiler.
ÖRNEK ALINACAK BİR DİRENİŞ ÖYKÜSÜ
Ahmet Karaçam’ın direnişi tek başına da olsa direnmesi ve 8 yıl sonra yargıdan haklı olduğuna dair karar alması tarihe not düşülmesi gereken bir olaydır. Ahmet Karaçam’ın bu tutumu alkışlanacak örnek alınacak bir direniş öyküsüdür. Bu öykünün kendisi dahi çok değerlidir, gelecek kuşaklara bırakılan eşsiz bir mirastır. O yüzden Ahmet Karaçam ne kadar övünse, ailesi onunla ne kadar gurur duysa azdır.
HUKUK LİTERATÜRÜNE GEÇTİ
İşin bir başka yönünü de Efemçukurunda alınan bu karar hukuk literatürüne geçmiştir. Bu dava ile yargının acele kamulaştırma konusundaki kararları istikrar kazanmıştır. Artık idarenin kamu yararı ve acelecilik koşulunu kanıtlayamadığı acele kamulaştırmaları yargıdan iptal edilmektedir. Bu sayede, siyasi iktidarın acımasız mülksüzleştirme uygulamalarına karşı hukuki yoldan bir umut kapısı aralanmıştır.
EGEÇEP olarak bir kez daha İzmir’in Yalnız Efe’si Ahmet karaçam’ı onurlu direnişi nedeniyle kutluyoruz. Bir kutlama da bu davayı yıllardır hiçbir maddi karşılık gözetmeden takip eden Hukuk Komisyonumuz üyesi Av. Arif Ali Cangı’ya.
Bir kez daha İzmir’lileri yaşam alanlarımızı korumak, suyumuza sahip çıkmak için Yılnız Efe’nin direnişine güç vermeye, birlikte direnmeye çağırıyoruz.
EGE ÇEVRE VE KÜLTÜR PLATFORMU YÜRÜTME KURULU