SİTE SOL REKLAM ALANI
SİTE SAĞ REKLAM ALANI

SARI YELEKLİLER TÜRKİYE VE İNSAN HAKLARI

10 ARALIK İNSAN HAKLARI GÜNÜ'NDE TÜM DÜNYADA EKONOMİK VE SOSYAL TALEPLER YÜKSELİYOR

11 Aralık 2018 11:14 siyaset 150
SARI YELEKLİLER TÜRKİYE VE İNSAN HAKLARI
Fransa'da akaryakıt zamlarını protesto eden ve zamların geri alınmasını sağlayan 'Sarı Yelekliler' hareketi tüm dünyanın gündemine oturdu. Fransa'da 2 haftadır protesto gösterileri düzenleyen Sarı Yelekliler, 30 bin kişinin katılımıyla bir anket yaparak 42 temel talep saptadı ve bu talepleri milletvekilleriyle medyaya gönderdi.

Fransa'nın Gezisi

Sarı Yelekliler, eylemler sürerken 42 maddelik bir taleplerini yayınladı. Bu talepler içerisinde esnafların korunmasından, barınma hakkının herkes için adil olmasına, ısınmadan, emeklilik yaşına kadar birçok madde yer alıyor. Türkiye'de 2013 yılında Taksim Gezi Parkı'nın yerine Topçu Kışlası yapılması nedeniyle başlayan protestolar GEZİ DİRENİŞİ olarak adlandırılmıştı. Haftalarca süren Gezi Direnişi ve talepleri ile Fransa'daki Sarı Yeleklilerin talepleri, eylemlerin sokaktaki boyutu ve polisin eylemcilere müdahale şekli arasındaki benzerlikler Sarı Yeleklilerin eylemleri için "Fransa'ın Gezi'si” dedirtti.

Fransa'dan Türkiye'ye İnsan Hakları

Akaryakıt zamlarını protesto etmek için sokağa dökülen ve kısa sürede ülke geneline yayılan Sarı Yeleklilerin talepleri 10 Aralık İnsan Hakları Günü'nde ne ifade ediyor?

İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), 10 Aralık İnsan Hakları Günü dolayısıyla Türkiye'nin insan hakları raporunu yayınladı. Raporda, Türkiye'nin insan hakları ve demokrasi sorununun büyüdüğüne dikkat çekilerek çeşitli hak kategorilerinde gerçekleşen ihlaller sıralandı.

"Sarı yeleklilerin gösterileri krizin göstergesi”

Raporda İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin hazırlanış tarihi hakkında bilgilendirme yapılarak "Günümüzde Evrensel Beyannamede yer alan hak ve özgürlüklere dayalı uluslararası bir düzen hala kurulamamıştır. İnsanların ırkından, renginden, cinsiyetinden, cinsel yöneliminden, dilinden, din ve mezhebinden, inancından, etnik kimliğinden, siyasi-vicdani ve felsefi kanaatinden bağımsız olarak, insan olmaktan gelen hakları ve dokunulmazlıkları olduğu temel fikri dünya çapında yeterli koruma bulamamaktadır. Maalesef günümüzde Birleşmiş Milletler Örgütü de, var oluş gerekçesiyle çelişir biçimde, hak ihlallerinin başlıca sebebi olan savaşları ve iç savaşları önlemede/sonlandırmada, mülteci krizlerine müdahalede, küresel çapta doğal ve kültürel mirasın korunmasında, yoksullukla ve adaletsizlikle mücadelede, başta kadınlara yönelik olmak üzere her türlü ayrımcılığı sonlandırmada yeterince etkin olamamaktadır.” ifadelerine yer verildi.

Sarı yeleklilerin mücadelesine de değinilen raporda ekonomik kriz ve savaşların insan hakları ihlali olduğunun altı çizilerek "Birleşmiş Milletler Örgütü ve Avrupa Konseyi'nin insan hakları ve demokrasiye dayalı bir sistem üzerinden inşa edilmesine karşın aradan geçen 70 yıllık zaman içerisinde insan haklarında aşınmanın gerçekleştiği ve insan haklarının araçsallaştığı, devam eden ekonomik krizler, silahlı çatışma ve savaş ortamlarının insan haklarını tehdit ettiği bir dönemi

yaşıyoruz. Bugünlerde Fransa ve kimi Avrupa ülkelerinde gerçekleşmekte olan "sarı yelekliler” gösterileri yaşanmakta olan krizin tüm dünyadaki göstergelerinden sadece birisidir.” dendi.

Türkiye'de de durum farklı değil!

"Dünyadaki bu olumsuz gelişmenin Türkiye'deki olumsuz gidişata katkı sunduğu, Türkiye'nin insan hakları ve demokrasi sorununun giderek büyüdüğü, Türkiye'nin temel sorunlarını çözmekten uzaklaştığı ve giderek otoriterleştiği yeni bir döneme girilmiştir.” ifadelerinin yer aldığı raporda içerisine girilen ekonomik krizin etkisi ile ekonomik ve sosyal haklarda ciddi bir gerileme süreci yaşandığı vurgulandı.

Rapora göre, 7 kez uzatılarak iki yıl süren OHAL dönemi, insan hakları ihlallerinin de yoğunlaştığı bir dönem oldu. Bu dönemde toplam 32 KHK yayımlandı. KHK'lere eklenen isim listeleri sonucu 135 bin 147 kişi kamu görevinden çıkarıldı. OHAL süresince en büyük zarar ifade özgürlüğüne ve dolayısıyla basın özgürlüğüne verildi. Yazılı ve görsel medya başta olmak üzere 201 basın yayın kuruluşu kapatılırken sadece 25'inin tekrar açılmasına izin verildi. OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonunun ağır işleyişi ve aldığı yetersiz kararlar ile OHAL'in etkisi daha da uzadı.

Fransa ve Türkiye vatandaşlarının talepleri benzer

Fransa'daki herkes için sosyal güvenlik sistemi getirilsin, emeklilik sistemi dayanışmacı ve sosyal kalsın, maaşlar arasındaki uçurumun dengelenmesine yönelik öneriler, kadrolu çalışma talebi Türkiye'de ücretli çalışanların talepleri ile örtüştü.

Eşit ve adil ücret politikası

DİSK-AR'ın asgari ücret görüşmeleri öncesi yayınladığı raporda yer alan "Türkiye'de cumhurbaşkanın maaşı asgari ücretin 25,4 katıdır. Türkiye bu oran ile OECD içinde asgari ücrete göre en yüksek cumhurbaşkanı/başbakan maaşının olduğu 4. Ülkedir” açıklaması ve Sarı Yelekliler'in "Tüm seçilmişlerin maaşı ülkenin ortalama maaşıyla eşit olsun. Seyahat ve ulaşım harcamaları denetlensin, ancak zorunlu olanlar karşılansın. Yemek ve tatil kuponu hakları olsun” talepleri ülkelerin maaş politikalarındaki eşitsizliği gözler önüne serdi.

Mülteci Sorunu

Araştırmalar Suriye'de devam eden savaş nedeniyle 2011 yılından bu yana Türkiye'ye göç etmek zorunda kalan kişilerin sayısının 2018 yılı sonu itibarıyla resmi verilere göre 3,5 milyonun, tahminlere göre 4 milyonun üzerinde olduğunu gösteriyor. Türkiye'de yaşanan ve zaman zaman dayanışmayla zaman zaman da çeşitli çevrelerce tepkiyle karşılanan mülteci sorunu ise Fransa sokaklarında da karşılık buluyor. "Zorunlu göç hareketlerinin sebeplerine çözüm üretilsin, sığınmacılara iyi davranılsın, barınma ve sosyal hakları sağlansın” talepleri ile çalışma izni alan mültecilerin Fransa vatandaşları ile eşit ücretlerde çalıştırılsın talebi Türkiye'de ucuz iş gücü olarak değerlendirilen Suriyeli işçileri akıllara getiriyor.

Eğitim ve vergi politikaları

Fransızlar anaokulundan lise sona kadar hiçbir sınıfta öğrenci sayısının 25'i geçmemesini, Küçük yerleşim yerlerindeki anaokullarının kapatılmamasını ve kemer sıkma politikalarına son verilmesini talep ederken Türkiye'de kapatılan köy okulları ve bu yıl tasarruf politikaları nedeniyle kaldırılan taşımalı eğitim vatandaşların tepkisine neden oluyor.

Büyük şirketleri için vergi indiriminin kaldırılması talebi ise iki ülkenin vatandaşlarının şikayet ettiği uygulamalar arasında yer alıyor. Fransızlar bu konudaki taleplerini ise "Hiçbir meşruiyeti olmayan borç faizlerinin ödemesi durdurulsun. Ödenmesi gereken borçlara kaynak olarak en fakir ve az varlıklı kesimin parasını almak yerine, 80 milyarlık vergi kaçakçılığının peşine düşülsün” şeklinde dile getiriyor.
Bu sitede bulunan tüm yazılı ve görsel içerikler ile bu içeriklerin görsel ve sistematik tasarım hakları aksi belirtilmediği sürece Poyraz Gazetesi’ne aittir. Poyraz Gazetesi’nin yazılı izni alınmadan hiçbir yazılı, görsel, işitsel içerik kopyalanamaz, değiştirilemez, yeniden yayınlanamaz veya satılamaz. Aksine davranışların, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na göre hukuki ve cezai yaptırımları mevcuttur. Sitedeki tüm içeriklerin telif hakları korunmaktadır.
DİĞER HABERLER